Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçinin bunu ispatlamakla; fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini belirten işverenin de bu durumu kanıtlamakla mükellef olduğu hatırlatıldı.

"Prim ve fazla çalışma birbirinden farklı kavramlardır"

Kararda şu ifadelere yer verildi: "Somut olayda davacı fazla çalışma ücretinin ödenmediği gerekçesi ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüş, davalı işverence davacıya satış primi ödendiği, davacının ücretine fazla mesai ücretinin dahil olduğu ve iş sözleşmesinin istifa suretiyle sona erdiği savunulmuştur. Mahkemece davacının istifa ettiği ve aldığı primlerin fazla çalışma ücretini fazlasıyla karşıladığı gerekçesiyle dava konusu kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti taleplerinin reddine karar verilmiştir. Fazla çalışma ücreti talebi yönünden davacının aldığı primlerin fazla çalışma ücretini fazlasıyla karşıladığı gerekçesiyle söz konusu alacağın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, prim ve fazla çalışma birbirinden farklı kavramlardır. Davacının aldığı satış primi yaptığı satışlara bağlı olarak davacıya yapılan bir ödeme olup esas itibariyle çalışanı özendirme ve ödüllendirme amacına matuf ek ücret niteliğindedir. Fazla çalışma karşılığı yapılan ödeme ise bizatihi ücretin kendisidir. Fazla çalışma yapılsın veya yapılmasın, işyeri uygulaması gereği şartlar oluştuğunda prim ödemesine hak kazanıldığı nazara alındığında, prim ödemesinin, fazla çalışma ücreti yerine geçtiğinin kabul edilerek, fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Hükmün açıklanan sebeplerden bozulmasına oy birliğiyle karar verildi."