İstanbul Boğazı gemi kazaları
2016’da Karadeniz’den gelen kuru yük gemisinin Sarayburnu açıklarında sahil güvenlik botu ile çarpıştığı elim kazada 4 mürettebat hayatını kaybetti. Nisan 2018’de 225 metre boyundaki dökme yük gemisi, Anadolu Hisarı’ndaki hekimbaşı Salih Efendi yalısına çarptı. 1979'da 100 bin ton ham petrol taşıyan Romanya bayraklı tanker Independeta ve Yunan bayraklı kuru yük gemisi Evriyali çarpıştı. Bu kazada da 43 mürettebat hayatını kaybetti ve yüzlerce ton ham petrol denize döküldü. O dönemde büyük bir çevre felaketi de yaşandı. Kabataş ve Kadıköy cephesine bakan evlerin camlarının tamamı patlamanın etkisiyle kırıldı. Patlamadan sonra deniz dibinde o bölgede yaşayan canlıların yaklaşık yüzde 96’sının yok olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle Boğaz’da uzun süre balık avcılığı yapılamadı. 1960’da benzin yüklü Yugoslav tankeri Zoranic ile Yunan tankeri (World Harmony) çarpıştı. Kaza sonucu 20 kişi hayatını kaybetti. 1966'da Rus bayraklı Kransky ve Lutsk tankerleri çarpıştı. 1991'de Lübnan bayraklı Rabinion ve Filipinler bayraklı Madonna Lily gemileri çarpıştı. Kaza sonucu 21 bin koyun telef oldu. 1994 Nassia tankeri ile M/V Shipbroker çarpıştı. Dünya denizcilik tarihinin en büyük kazalarından biri olan kazada Nassia’dan sızan petrolün tetiklediği yangın 4 günde söndürüldü fakat bu kazada 29 mürettebattan 6’sı hayatını kaybetti. 2002'de Malta bayraklı Gotia, Emirgan İskelesi'ne çarptı.
Bu ve benzeri kazalar göz önünde bulundurulduğunda Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Kanal İstanbul’ projesinden kazanımları da ortaya çıktı. Kanal İstanbul projesi Türkiye’de hayata geçirilirse keskin dönüşler ve sert akıntı bakımından Boğaz’a göre daha emniyetli seyir sağlanabilecek. Boğaz’daki trafik yükü önemli ölçüde azalacak. Boğaz’da tarihi doku korunabilecek ve güvenlik üst düzeye çıkacak. Yatay mimari ile modern yerleşim alanı ve inşaat aşamasında 10 bin, işletme aşamasında binlerce istihdam sağlanırken, yeni bir uluslararası suyolu dünyaya kazandırılacak.

Kanal İstanbul projesi Türkiye’de yeni konuşulan bir konu da değil. Muhalefetin karşı çıktığı projenin geçmişine bakıldığında 2011 yılında başlatılan çalışmalarla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından yapılabilirlik, finansman, İstanbul Boğazı/na alternatif oluşturabilmesi, bevre ile uyumlu olması açılarrıdan değerlendirmeler yapılarak Karadeniz’i Marmara Denizi ve Akdeniz’e bağlayan güvenli alternatif su yolları araştırıldı.

Sayılarla Kanal İstanbul
İletişim Başkanlığı tarafından açıklanan veriler ışığında 7 üniversiteden (Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, Gazi, Başkent, Atılım, Çankırı Üniversiteleri) 200’e yakın akademisyen/uzman 33 ana bilim dalında çalışma yaptı. Çalışma yapılan alanlar ise şöyle:
"Hidrolik, jeoloji, zemin mekaniği, kaya mekaniği, hidroloji, yerüstü havzaları, hidrojeoloji, hidrodinamik, su kalitesi ve sediment araştırmaları, tsunami analizi, deprem analizi, gemi trafik analizi, trafik (ulaşım) yönetim planı, gemi navigasyonu simülasyonu, işletme modeli, dalga modeli, heyelan tespit ve önlemi, inşaat yönetimi, şehir bölge planlama, sosyolojik etki değerlendirme, ekonomi, hukuk, arkeoloji, flora (bitki) fauna (hayvan) habitatı, omurgasız hayvanlar, sürüngenler, kuş türleri, memeli hayvanlar, iç su balıkları, deniz biyolojisi, ekoloji, endemik ve nadir türler, sosyal araştırmalar, anketler, atık yönetimi, kültürel miras."
97 noktada çevresel ölçüm (ağır metal, toz, sediment, hidrolik vb.), 15 noktada gürültü ve titreşim ölçümü, 17 bin metre sondaj (karada, denizde ve gölde), 8 noktada yer altı suyu akış tespit kuyusu, 17 noktada hidrojeolojik gözlem kuyusu çalışması yapılarak, 57 kurum ve kuruluştan ÇED görüşü alındı, Türkiye ve Fransa’da laboratuvar deneyleri ve simülasyonları yapıldı.