Advert
Aşk ile...
MERAL TAN

Aşk ile...

Bu içerik 959 kez okundu.
Advert

İnsanın kendini ifade etme biçimleri
arasında ön sıralarda müzik. Bu ifade
yolu bir çalgı aleti çalmak ya da şarkılar
söylemekle sınırlı değildir. Dinlemekte bir
şekilde kendini ifade etmektir aslında.
Ruh hallerimize tercüman olduğunu düşündüğümüz
ezgiler günlük yaşamın dışında
gizemli bir boyutta etkisi altına alır bizi.
Günlerce, kerelerce aynı şarkıyı dinleriz. Büyülenmek
gibi bir durumdur sanki. Her fırsatta
dinlemek için çaba sarf ederiz. Yakın
çevremize dinletiriz. Adeta birilerinin bu
büyülenmeden haberi olsun isteriz. Sevgilimizle
paylaşır, aşkımızı besleriz. Ayrıldıklarımıza
hasretimizi anlatır, kızdıklarımıza
kafa tutarız. Sustuklarımıza sevdamızı, bilmeyenimize
acımızı anlatırız biraz. Dinlettiğimiz
her kişide aynı hislenmenin oluşmasını
bekleriz. Ta ki bize hissettirdiği duygulanım
sıradanlaşana kadar. Sonra başka bir
şarkıya tutuluruz bir zaman. Bu bir tüketimdir.
Birileri üretir, birileri de tüketir. Böylece
amiyane tabirle ‘’piyasa’’ diye isimlendirilen
sektör oluşur ve birbirini beslemeye devam
eder. Bu aktarım herhangi birinin bile az
çok fikir sahibi olduğu bir durumdur.
Benim asıl söz etmek istediğim kesim
daha başka bir yerinde müziğin. Tüm bu
arz-talep dengesinin dışında, gözlerden
uzak, var oluşlarını sürdüren bir türü vardır
insanlığın. Genel yaşam içinde herkes gibidirler.
Uyurlar, uyanırlar, kitap okur, musluk
tamir ederler. Sizler onları günlük yaşam
akışında görürsünüz. Markette, sokakta, fatura
yatırırken, sahilde yürürken. Tıpkı sizler
gibidir görüntüleri. Normal şartlarda
farklılıkları fark edilmez.
Ama onlar birbirlerini gözbebeklerinden
tanırlar. Hemen hepsinin ara ara çıktıkları
iç yolculukları vardır. Onlar bilirler bu
seyrüseferde yalnız yolculuk yaptıklarını. Şikâyetçi
değildirler bu iç göçlerden. Benzer
bir ruha denk gelmeleri sık rastlanan bir durum
değildir. Nadiren bir araya geldiklerinde
ise olağanüstü ruhsal devinimler oluşur.
Sadece bu tip insanların anladığı konuşulmayan
bir dil vardır arada ve kendi dillerinde
söylemeye, dinlemeye, üretmeye başlarlar.
Gözbebekleri, deli coşkun nehir yataklarına
dönüşür o zaman. Ne kimin dinlediği
önemlidir ne de beğenilip beğenilmediği.
Kelimeli- kelimesiz şelaleler çağlar gönülden
gönüle.

GÖZBEBEKLERİ DİYORUM ..!!
Açık ya da kapalı gözbebekleri. Kimliği,
cinsiyeti, cebindeki kredi kartı sayısı, kotunun
markası fark edilmeyen, bir ezgiden bir
ezgiye çağıl çağıl kucaklaşan gözbebekleri.
Bir çeşit ayin gibidir yaşanan. Giderek
enerji dalgaları yayan ruhsal bir çarpışmaya
dönüşür. Tıpkı yağmur bulutları gibi dolar
taşar gönüller. Şimşekler çakar. Bazen inceden,
bazen döne döne eser rüzgar. Ne yer
vardır ne gök. Ne zaman vardır ne mekan.
Artık bir çift gözbebeği ve gönülden ibarettir
ve başka bir boyuttadır insanlık.
Giderek yükselir…Yükselir… Ve yağar
insanlığın başından aşağıya gözbebekleri
AŞK İLE

 

EĞİTİM YÖNETİCİSİ

Yorum yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
RESMEN FENERBAHÇE'DE
RESMEN FENERBAHÇE'DE
SÜPER LİG'DEN SERİE A'YA...
SÜPER LİG'DEN SERİE A'YA...